Kapat

Metabolik Cerrahi Uygulamaları Detaylı Bilgi !

Anasayfa OBEZİTE CERRAHİSİ Metabolik Cerrahi Uygulamaları Detaylı Bilgi !

Metabolik Cerrahi Uygulamaları

Metabolik cerrahi uygulamaları, şeker hastalığı, obezite, yüksek tansiyon ya da kolesterol yüksekliği nedeniyle, vücutta bu hastalıklara bağlı oluşan metabolik sendromların cerrahi müdahale ile iyileştirilmesidir. Modern yaşamın getirdiği en büyük sağlık sorunlarından birisi olan metabolik sendrom, ciddi hastalıklara, organ hasarlarına, damar ve kalp rahatsızlıklarına neden olabilen ve ölümcül sınıfına sokulabilen bir hastalıktır.

Metabolik sendrom dışında, gün geçtikçe artış gösteren bir rahatsızlık olan morbid obezite ile birlikte, tip 2 diyabet, tansiyon dengesizlikler, koroner arter gibi rahatsızlıkların arttığı görülmüştür. Bu artış ile beraber, kanser vakalarında yükselmenin daha sık görüldüğü söylenebilir. İşte bu nedenle birlikte, daha kesin bir çözüm ve maddi anlamda daha az harcama için cerrahi operasyonların tedavi için tercih edilmesi mantıklıdır.

metabolik-cerrahi-uygulamalari-detayli-bilgi

Şeker Hastaları İçin Hangi Koşullarda Ameliyat Gereklidir?

Şeker hastalığı, sadece içeriği açısından değil, aynı zamanda başka organlar üzerinde ki olumsuz etkileri nedeniyle de tehlikeli bir hastalıktır. Pek çok insanın, şeker hastalığının tetiklemesi sonucu, görme bozuklukları, böbreklerde işlev kaybı veya kalp krizi gibi ciddi hastalıklardan mustarip olduğu bilinmektedir.

Şeker hastalığında, tanı konulmadan önce, 2 veya 3 yıllık bir geçmiş olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle, hastalığın ilerleme dönemlerinde vücudun diğer kısımlarına ciddi zararlar verebildiği gözlemlenmektedir. Özellikle, tip 2 diyabet hastaları için uygulanan ilaçla tedavi gibi yöntemlerde, hastaların tedaviye istenilen seviyede cevap verememesi, ilaç ve hastane masraflarının yüksekliği ve uzun süreli ilaç kullanmanın getirdiği olumsuzluklar gibi bir dizi sorun yaşanmaktadır. Yaşanılan bunca olumsuzluğa ve maddi kaybın büyüklüğüne rağmen, ilaçla tedavi sürecinde, hastalar vücut fonksiyonlarında kayıplar yaşamaya devam etmekte ve hayat kalitesinde düşüşlere engel olamamaktadırlar.

Özellikler tip 2 olarak adlandırılan diyabet hastalarında, vücutta bulunan insülin stoklarının tükenmesiyle birlikte, dışarıdan insülin alımı mecbur hale gelmekte ve bu durum hastaların insülin bağımlısı olmaları sonucunu getirmektedir. Takdir edersiniz ki böyle bir durum da sağlık harcamalarının giderek katlanması demektir. Böyle bir durum da, hem hasta hem de hasta yakınları açısından maddi ve manevi anlamda yıkıcı bir etki demektir. Bu gibi olumsuz durumların yaşandığı noktalarda veya diğer organların zarar gördüğü, ilaç tedavisinin tamamen yetersiz kaldığı, vücut dengesinin bozulmaya başladığı süreçlerde cerrahi müdahale ile metobolik sendromların önüne geçilebilmektedir.

Metabolik Cerrahi Operasyonlarında Hangi Yöntem Tercih Edilmektedir?

Bu tip cerrahi müdahalelerde tercih edilen yöntem; illeal interpozisyon yöntemi yani, metabolizmanın eski işlevlerini kazanmasını ve düzene girmesini sağlayan, sindirim sistemi operasyonudur. Bu operasyon sırasında, mide üzerinde yön değiştirme, düzeltme ve ince bağırsak ile on iki parmak bağırsağında düzenlemelere gidilmektedir.

Peki, Neden İleal İnterpoziyon?

Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu operasyon çeşidi, diyabet hastaları (tip 2) için geliştirilmiş bir operasyondur. Metabolik sendromun neden olduğu, tansiyon düzensizliği, kolesterol yükseklikleri, fazla kilo sorunları da bu operasyon ile kontrol altına alınabilmektedir. Hastalarımızın bilmesi gereken durum, bu hastalığın obezite tedavisi olmadığı, diyabet hastalarının metabolizmal düzensizliklerini düzen altına almak adına uygulandığıdır. Yani bu operasyonu geçirecek bir hasta da obezite şartı aranmamaktadır.

Obezite hastaları için uygulanan operasyonlarda, uygulama şekli nedeniyle, ince bağırsaklar üzerinden büyük oranda gıda geçişi engeli uygulanmaktadır. Bu durum hastaların hızlı kilo kaybetmesini sağlarken, vücut için bazı önemli vitamin ve minerallerin emilmesinin de önüne geçilmiş olur. Bu da, bu operasyonu geçiren hastalarda bazı sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. İlealt interpoziyon ameliyatlarında ise hastalar bu tür bir sorunla karşı karşıya kalmamaktadırlar. Çünkü bu tip operasyonlarda emilim kısıtlaması yapılmamaktadır. Bu operasyondan çıkan hastalar, kısa bir süre içerisinde sıvı gıdalara geçiş yapabilir ve yine kısa bir süre içerisinde serbest diyete başlayabilirler. Daha önce yukarıda bahsedilmiş olan hastalıklara yönelik ilaçların kullanım zorunluluğu ortadan kalkar ve hastalar ilaç bağımlığından kurtulmuş olarak hastaneden taburcu edilirler.

Ameliyat Öncesinde Hastaları Nasıl Bir Hazırlık Süreci Bekliyor?

Hastaların, operasyondan en az 1 ya da 2 gün önceden hastane girişlerini yapmaları oldukça önemlidir. Gerekli tetkiklerin yapılmasının ardından, operasyonun başarılı geçebilmesi adına bir dizi uygulamaya tabi tutulurlar. Bu uygulamalar ile hastanın enfeksiyon riski azaltılır. Hastalara kan sulandırıcı ilaçlar ve bağırsak temizlenmesini sağlayan ilaçlar verilir. Yüksek tansiyon varsa kontrol altına alınır, kan şekeri düzenlenir. Operasyondan bir gün önce sadece sıvı gıdalar alması sağlanır ve gece beslenilmesine izin verilmez.

Operasyon Kısmı

Aslında, bu tip operasyonlarda da, genel olarak dikkat edilen hususlar ve uygulamalar aynen yapılmaktadır. Tansiyonu ve kan basıncını ölçmek ve kontrol altında tutmak amacıyla tansiyon aleti ve oksijen ölçüm aparatı takılır. Damar yolu açılarak anestezi ve ilaçların alınması sağlanır. Hasta narkoz etkisine girdikten sonra, yeterli sıvı akışı için damar yoluna kateter takılır. Ameliyatın ertesinde, hasta sıvı alımına başladıktan sonra ise kateterler çıkartılır.  Hastaların idrar boşaltımını sağlayan idrar torbası, hasta bu ihtiyacını kendisi görebilmeye başladıktan sonra çıkartılır. Operasyonun tekniğine uygun olarak, ameliyat sonrasında, hastanın bacaklarını saran, masaj etkisi sağlayan ve kan dolaşımını sağlayan, tayt benzeri bir çorap giydirilir. Bu şekilde, yukarıda bahsedilen özellikler yanında hastanın yatış süresinde bacaklarında kan toplanmasının önüne geçilir.

Operasyondan Sonraki Süreç

Hastalarımızın, ameliyat sonrasındaki ilk gün yoğun bakıma alınması ile operasyon sonrası süreç başlamaktadır. Operasyon öncesinde taktığımız kan basıncını ve oksijen oranını ölçen aparatlar hastanın kolunda durmaya devam eder. Operasyon sonrası erken dönemde hastanın rahat nefes alabilmesi için oksijen maskesi takılır, sonrasında ise nefes açıcı egzersizlere geçilir. Beslenme konusunda ise; hastaların erken dönemde sadece su içmelerine izin verilir, vücudun ihtiyaç duyduğu maddelerin temini ise serum vasıtasıyla yapılır. Sonraki dönemde, hastaların yeterli oranda ağızdan beslenme alışkanlıklarını kazanmasına kadar vitamin şurubu ve kalsiyum takviyesi almaları gerekmektedir. Operasyon sonrasında 2 veya 3 günlük bir aradan sonra, sıvı gıda alımına başlanabilir. Bu süreçte, hastaların sıvı alımı oldukça önemlidir. Hastaların günde en az 1,5 litre su içmeleri ve u miktardan daha yüksek bir idrar miktarını vücutlarından atmaları gerekmektedir.

Bu Operasyondan Sonra İlaç Kullanımı Ne Seviyede Olur?

Diyabet hastalığı, sadece hormonal bir hastalık değildir. Hastalığın sinirsel ve psikojenik tarafları da vardır. Ayrıca hastaların (tip 2 diyabet) vücutlarında bulunan insülin rezervleri ve bu rezervlerin aktivite oranları da ameliyatın başarısı için önemli bir etkendir. Bu tip operasyonlar sonrasında hastaların hormonal durumları kontrol altına alınmaktadır ancak saydığımız diğer etkilere bağlı olarak, herhangi bir duygu değişiminde hastaların kan şekerlerinde dalgalanma yaşanabilir. Operasyon sayesinde, bu dalgalanmaların daha yumuşak ve kısa süreli olması da sağlanmaktadır.

Metabolik Operasyonlardan Sonra Diyet Şart mıdır?

Bu sorunun en kısa cevabını hayır olarak verebiliriz. Ancak konuyu biraz daha açmak gerekirse; operasyondan sonra 10 yıllık bir süreye kadar, hastalarımız kontrol altında tutulabilmektedir. Ancak yılların geçmesi ile birlikte takdir edersiniz ki, vücutta yaşlanmaya bağlı olarak kas kitlesinde bir azalma ve aktivitede kısıtlanma meydana gelir ve metaboizmanın yavaşlaması bu süreci takip eder. Bizim, metabolik operasyonlar ile yaptığımız, hastaların insülin rezervlerini daha kısıtlı veya ekonomik harcamalarının sağlanmasıdır. Bu sebepten hastaların herhangi bir diyet uygulaması yapmasına gerek duyulmaz, herek duyulursa da bu operasyonun bir anlamı kalmaz. Ancak elbette ki bu operasyon sonrası, hastaların yeme içme alışkanlıklarında bir takım olumlu değişiklikler meydana gelmektedir. Ayrıca bu tip olumlu alışkanlıklar, hastalığın içeriğine yönelik değil, genel yaşam kalitesinin artmasına yönelik uygulamalar olarak faydalıdır.

Bu Operasyonun Yan Etkileri Bulunur mu?

Elbette ki her cerrahi operasyonda olduğu gibi metabolik operasyonlarda da bir takım etkiler bulunabilir. Bu etkileri, erken ve geç dönem etkiler olarak iki başlıkta ele almak mümkündür. Çevresel etmenleri dışarıda bıraktığımız vakit, yan etkilerin görülme olasılığı %10 gibi bir seviyededir. Operasyona bağlı olarak, enfeksiyon, kanama veya anesteziye bağlı oluşabilecek sorunları erken dönem sorunlar olarak adlandırabiliriz. Geç dönemlerde ise; ameliyatın yapıldığı delik veya iç kısımlarda fıtık oluşumu olabilir, bazı hastaların safra keselerinde çamur ya da taş oluşumu meydana gelebilir. Her ne kadar bu tip yan etkilerin görülme olasılığı, operasyon sonrası yapılan uygulamalar ile az olsa da yine de ihtimal dâhilindedir. Bunların yanı sıra, operasyon sırasında hastaların safra kesesinde çeşitli sorunlar gözükürse, safra kesesinin alınması gibi bir durum da ortaya çıkabilmektedir.

 

Bir önceki yazımız olan Laparoskopik Obezite Cerrahi Uygulaması başlıklı makalemizde Obezite Cerrahi  hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

Sponsor

Vücut Kitle İndeksiniz Kaç?

cm
kg